10line Gazaete
TR, Antalya

KENT SÜRGÜNLERİ

Biz kent sürgünleri, kentlere sürgün edilenler ne çok şey bırakarak arkamızda ve ne çok şeyi erteleyerek tüketiyoruz hayatı. Yani aslında kendimizi tüketiyoruz, tükeniyoruz bilmeden tükendiğimizi.

 

Oysa hâlâ yıldızlar var gökyüzünde ve hâlâ  sıra sıra dağlar, derin vadiler duruyor bütün güzellikleri ile olduğu yerde. Biz ise yıldızların uzağında, dağların ve vadilerin gurbetinde bir hayat sürüyoruz. Daha doğrusu bize dayatılan hayat istediği gibi ve istediği yere sürüyor bizi. Dayatılmış bir hayata kanıp sürü sürü kentlere akıyoruz. Sonra da kimseye sezdirmeden akıttığımız göz yaşlarıyla kentli evlerin daracık pencerelerinden dağlara ve bir türlü göremediğimiz yıldızlara bakıyoruz. Dağlar çok uzak, yıldızlar çok uzak… Biz ise mahpusuz kendine bile yabancı kentlerde yalan hayatlarda ve yanlış evlerde.

 

Biz kent sürgünleri, kentlere sürgün edilenler bir avuç yıldız serpilmiş tatlı uykulara; acı hayıt kokusu, çam yeşili ve püren moru sabahlara hasretiz. Düşlerimiz bile kentlerin karabasan sokaklarında geçiyor. Önce düşlerimizi çaldılar; çünkü yıldız yorganı gecelere, dağlara ve vadilere dönmemizden korktular. Düşlerimizin peşine takılarak sürgünlüğümüzü fark edip bizi sürenlere direnmemizden korktular.

 

Bu yüzden olsa gerek bayramlarda bin bir türlü hizmet sunan otellerin ve tatil köylerinin reklamlarını sunuyorlar gazete ve televizyonlarda. Hem de sudan ucuz fiyata satıyorlar her şeyi; çünkü bayramların peşine takılıp dağlara, vadilere ve yıldızlara geri dönmemizi istemiyorlar. Yıldızlara dokunmamızı, yıldızların hâlâ aynı yerde ve hâlâ bir sürü olduğunu görmemizi istemiyorlar. Yıldızlara bakıp düş kurmamızdan, bizden çaldıkları düşlerimizi geri almamızdan korkuyorlar.

 

Eğer düşlerimize geri dönersek ve geri dönerse düşlerimiz uykulara;  sürüldüğümüzü,  bize dayatılan hayatın hiç de insanî olmadığını fark edebiliriz. O zaman birden boşalabilir kentler ve dağların,vadilerin özgür havasını soluyanlar isyan edebilir berbat hayatlarına. İnsanı boğan kentler ve ruhumuzu karartan evler kurup kasalarını dolduranların ; egemenliklerini  bizi yıldızların ve dağların gurbetine sürerek sağlayanların asıl korkusu bu.

 

Biz, yıldız yorganı gecelerde bir avuç yıldız serpilmiş uykulara dalarsak, bizi sürgün kentlerine mahkûm edenlerin uykuları kaçacak. Ve bizim için sokaklarına korkular sinmiş kentler kuranların kendi kentleri korkunun krallığına dönüşecek. Çünkü onlar, bizi korkularda yaşatarak korkusuz bir hayat sürüyorlar.

 

Farkında değil misiniz? Bir avuç yıldız serpilmiş uykulardan korku denizinde yüzen kentlere sürdüler bizi; ama unutmayın bütün sürgünler yüreğinde taşır, ipekler içinde sarıp sarmalar sılayı, gün olur döner yurduna. Ve sürenlere yurt olmaz hiçbir zaman sıla.

Zeyyat ŞAHİN

2017-07-15 21:46:00 -

Yazıyı Paylaş


Yorumlar

    Habere Henüz Yorum Yapılmamış.

Habere Yorum Yaz